Herkeste Biraz Obsesif Kompulsif Bozukluk Var mıdır?

Herkeste Biraz Obsesif Kompulsif Bozukluk Var mıdır?

Günlük hayatımıza engel olan, kafamızın etini yiyen düşünceler genellikle ciddi zihinsel endişelerin bir belirtisi değildir. Aslında, toplumun ezici bir kısmı hoş karşılanmayan düşüncelerle bunalmış durumdadır. Obsesif kompulsif düşünmek son derece normaldir. Kanada, Montreal’deki Concordia Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Adam Radomsky, nüfusun yaklaşık %94’ünün gün içinde istenmeyen ve gününü bölen düşüncelerle boğuşmakta olduğunu belirtmektedir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Ve Araştırmalar

Yapılan araştırma, dünyanın her zaman bir yerinde ocağı açık bırakıp bırakmadığını düşünen biri olduğu fikrini ortaya atmaktadır.

Yapılan araştırma 6 kıtada, 13 ülkede sürdürüldü ve toplamda 777 kişi katıldı. Katılımcılara son üç ayda en az bir kere istemedikleri ve günlük işlerini bölen düşüncelere sahip olup olmadıkları soruldu. (Bu istenmeyen ve müdahaleci düşünceler aynı konuyu düşünüp durmak veya endişeleri durup durup düşünmekten farklıdır.) Neredeyse herkes son üç ay içinde, bu tür bir düşünceyi akıllarından geçirdiklerini belirtmiştir ve katılımcıların %90’ından fazlası bu tür düşünceleri birden çok kez akıllarından geçirdiklerini belirtmişlerdir.

Şüphe duyulan durumlar, bu tür düşünceler arasında en çok raporlanan şeydir. Tiksinti veren düşünceler ise en az raporlanan durumdur.

Neden Bu Düşünceler Aklımıza Geliyor?

Beynimiz inanılmaz bir mekanizmaya sahiptir ve bazen bize istediğimizden veya ihtiyacımız olandan fazla bilgi sağlar.

Montefiore Tıp Merkezi/Albert Einstein Tıp Okulu Psikoloji Eğitimi ve Bilişsel Davranış Terapisi Eğitimi yöneticisi olan Dr. Simon Rego, insan beyninin oldukça yaratıcı küçük bir makine olduğunu belirtiyor. Ona göre, insan beyninin yaptığı şey sürekli olarak her konuda fikir üretmek. Bazıları oldukça yaratıcı ve muhteşemken bazıları ne yazık ki saçma ve işe yaramaz, hatta bazen hoş olmayan, iğrenç düşünceler.

Radomsky de benzer görüşlere sahip.

Radomsky, “Biz düşünen bir türüz. Bir an durup dikkat ettiğinizde çok farklı şeyleri düşündüğünüzü fark edebilirsiniz. Zar zor fark ettiğimiz pek çok düşüncemiz var ancak bu aklımızda birden beliren, istenmeyen düşünceler, görüntüler ya da dürtüler bilincimizde birden belirdiği için düşünce akışımız bozuluyor”, diyor.

Bu istenmeyen düşüncelerin oldukça derin kökleri var ve bu kökler, ilkel atalarımıza kadar giderek onların hayatta kalma isteklerine bağlanıyor.

“Toplumumuzun evrimsel tarihinde, şu anki nesil kendinden önceki neslin bir ürünü olarak, o nesil ise kendisinden önceki neslin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Her nesil, beyin kişiye ‘Dikkat et, dinle’ dediği için hayatta kalmıştır”, diye açıklıyor Rego.

Rahatsızlık mı Bozukluk mu?

İstenmeyen, bilinç akışını bölen düşünceler oldukça rahatsızlık verebilir ancak zihnimizde çok garip düşüncelerin belirmesi oldukça yaygındır.

“Takıntılar aslında son derece normaldir. Obsesif düşüncelerde patolojik herhangi bir durum yoktur”, diyor Rego.

Yapılan çalışmaların da gösterdiği gibi bu tür düşüncelere çok yaygın olarak rastlanır ve bunlar genellikle zararsızdır. İnsanların bu düşüncelere nasıl tepki vereceği daha büyük endişeye sebep olur. Çoğu kişi, rahatsızlık veren ancak soruna neden olmayan bu düşünceleri akıllarından atabilir ancak obsesifkompulsif bozukluğu olan kişilerde bu düşüncelerden kurtulmak çok daha zordur.

Rego, insanların “Ben takıntılıyım” ifadesini klinik olmayan bir şekilde kullandıklarını belirtiyor. Obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilerle takıntılı düşüncelere sahip olan kişileri ayırt etmek için şöyle bir örnek veriyor: “Justin Bieber’ı takıntı haline getirdim demekle Justin Bieber hakkında takıntılı düşüncelerim var demek aynı şey değildir.”

Obsesif Kompulsif Düşünceleri Azaltmak

Tuhaf ya da istenmeyen düşünceler genellikle pek çok kişinin aklına gelir ve sonra kaybolur. Ancak, bu düşünceler daha sık bir şekilde kişinin aklına geliyorsa terapiyle rahatlama sağlanabilir. Rego, takıntılı düşüncelerle baş etmek için genellikle konuşmaya odaklanılan bilişsel davranış terapisini öneriyor.

Rego bu süreci şu şekilde anlatıyor: “Obsesif kompulsif bozukluğun bilişsel modelinde düşüncelere pek odaklanmayız çünkü düşüncelerin içeriğini az çok biliriz. Bunun yerine kişinin bu düşüncelere biçtiği değerleri inceleriz.”

Hemen hemen herkes tuhaf ve can sıkıcı düşünceleri aklından geçirir ancak bunlara nasıl tepki verileceğini öğrenmek insanların hayatlarını yaşamalarına izin verip “Ya öyle olursa?” demelerine engel olacaktır.

Kaynak: Healthline

Yorumlar (0)

Sonraki yazı yükleniyor...