Röportaj: Jeanne Tripplehorn

Röportaj: Jeanne Tripplehorn

Demi Moore, Alicia Keys ve Jennifer Aniston ‘ın yönettiği “Beş” filminde meme kanseri hastalarını tedavi eden bir onkolojisti canlandırdığı Pearl rolüyle  Jeanne Tripplehorn, bir onkolojisti canlandırmanın ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu ve çoğu hasta için tedaviye karar verme sürecinin şaşırtıcı olduğunu fark ettiğini belirtiyor. Tripplehorn, adeta bir ünlüler geçidi olan bu filmde kanserle mücadele eden birine iyi arkadaşlık etmenin nasıl bir şey olduğunu, meme kanserinin ailede görülebildiğini ve çok daha fazlasını öğreniyor.

Sizi bu özel projeye çeken şey ne oldu?

Senaryoyu okumadan önce bu projeye dâhil olmak istediğimi biliyordum. Sadece alacağınız ücretten çok daha fazlası olan bir projeye dâhil olmak çok hoş. Ailemde anne tarafımda, anneannemde ve teyzemde meme kanseri var ve bunu yaşadıkları sırada onlara hep destek olduk. Anneannemin iki memesinde de kanser vardı ama kansere yenik düşmedi. Teyzem de meme kanserinden kurtuldu ve şu anda benimle birlikte yaşıyor.

Genler ailenizden geldiği için ekstra önlem alıyor musunuz?

Beslenmeme kesinlikle dikkat ediyorum ve düzenli olarak mamogram çektiriyorum. Bu projede çalışmaya başladığımda, çoğu kadının günlük hayatları içinde kaybolduklarını ve önceliği kendilerine vermediklerini fark ettim. Mamogram çektireli birkaç yıl olmuştu. Bu yüzden, gidip yıllık mamogramımı çektirdim. İnsanların Beş filmini gördüğünde en azından gidip mamogram çektirmelerini hatırlamalarını umuyorum. En azından bu kadarını yapabilirler.

Filmde değinilen şeylerden biri de, meme kanseri olduğu öğrenilen birine karşı her zaman desteklenici olunmadığı. Bu üzücü olsa da gerçek, çoğu kişi karşısındakinin hasta olduğunu öğrendiğinde ortadan kaybolur.

Ölümle yüzleştiği zaman herkes farklı tepki verir. Anneannem kanser olduğu zaman, ben daha ergenlik çağımdaydım ve ameliyat olduktan sonra nasıl olduğunu hatırlıyorum. Ancak o zamanlar tam olarak anlayamıyordum. Elimden geldiğince onun yanında olmaya çalıştım ama yetişkin olarak olabileceğim kadar olamadım.

Şimdi olayların içine daha çok dâhil olduğum için insanlar bir şeylerle yüzleştiğinde bu durumun oldukça korkutucu olabileceğini biliyorum. Kendi deneyimlerimden bu gibi zamanlarda gereken tek şeyin, kişilerin yanında olmak olduğunu ya da sadece bir telefon etmek olduğunu öğrendim. Gerçekten de, tek yapmanız gereken şey bu. Dediğim gibi, bunu yapmanın bazı kişiler için oldukça güç olduğunu anlayabiliyorum.

Wanda Skyes, meme kanseri yaşadığını iki sene boyunca saklamıştı ama geçen hafta içinde bunu iki memesini de aldırdığını belirterek açıkladı. Kamuya mal olmuş bir kişi olarak siz de aynı taktiği mi uygulardınız?

Ben gerçekten kişisel hayatını gizli yaşamayı seven biriyim. Oğlum olduğu için bu konuyu bir süre sessiz tutabilirdim. Hayatınızdaki her şeyi her zaman halka açmanız gerektiğini düşünmüyorum. Hissettikleriniz yüzünden değil ama aileniz ve çocuklarınız için bunu yapmalısınız. Konu, her zaman sizinle alakalı değildir. Bu yüzden, bu konuyu kendine saklaması için oldukça geçerli sebepleri olduğundan eminim.

Anneanneniz ve teyzeniz yüzünden Beş filmi öncesinde de meme kanseri hakkında çok şey biliyordunuz. Filmi çekerken yeni bir şeyler öğrendiniz mi?

Evet, birkaç şey öğrendim. Tam olarak hangi doktorlara, neredeki doktorlara gidilmesi gerektiğine dair kafa karışıklığı yaşıyordum. Süreçle ilgili kafa karışıklığı yaşıyordum. Mamogram çektiriyorsunuz, sonra radyolog inceliyor ama biyopsiyi kim istiyor? Filmde onkolojisti canlandırdım ve rol için yaptığım araştırmalarda onkolojistin hangi aşamada olaya dâhil olduğunu bulmaya çalıştım. Doğru cevabı almak için etrafa sormak zorunda kaldım ve çoğu kez aldığım cevaplar farklılık gösteriyordu.

Bunun sonucunda ise şunları öğrendim; birincisi, bu süreci kadınlar için basitleştirmeliler çünkü ben bir türlü çözemedim. İkincisi ise kanserle ilgili şeyleri bireysel deneyimlerimden öğrendiğim için kanserin ne kadar karmaşık olabileceğini gördüm. Kanserin sürekli değiştiğini biliyorum ve karmaşık olduğu için çare bulamamalarının güç olduğunu da anlıyorum. Karmaşık olduğunu biliyordum ama araştırma kuruluşlarının neyle karşı karşıya olduğunu hiç bilmiyorum. Sürekli değişim halinde olduğu için çare bulmak çok zor.

Bu sürecin gelecekte daha da modernleşeceğini düşünüyor musunuz?

Jennifer Aniston ve Beş filminin baş yapımcısı olan KristinHahn, Virginia, Alexandria’dakiInova Meme Kanseri Enstitüsü’ne gittiler. Burası hastaların radyoloğu, onkolojisti ve daha birçok şeyi tek bir çatı altında bulabilecekleri bir yer. Böylece hastalara teşhis konulması ve tedavi sağlanması çok daha kolay bir hâl alıyor. Bu oldukça umut verici.

Kaynak: Healthline

Yorumlar (0)

Sonraki yazı yükleniyor...