Tutkunuzu Nasıl Keşfedersiniz? Olduğunu Düşünmeseniz Bile…

Tutkunuzu Nasıl KeşfedersinizTutku anlaşılması zor kelimelerden biri. Sık sık dile getirilse de, anlamı üstüne pek düşünülmez. Bir alandaki tutkusunu keşfedip, sonra o konuda büyük başarılar kazanan insanların hikayeleri bize ilham verebilir ama nereden başlayacağını bilmeyen bir insan için bu anlık bir heyecan olarak kalır.

Tutkumuzu yaşamak için herhangi bir girişimde bulunmayışımızın sebebi, onunla olan bağlantımızı kaybetmiş olmamız.Hayatın gerçekleri bizi gerçek arzularımızdan o kadar uzaklaştırıyor ki, birçok insan tutkusunun ne olduğunu bilemez hale geliyor.

Benim inandığım şey herkesin bir tutkusunun olduğu. Her ne kadar şimdiki hayatlarımız onunla olan bağımızı koparmış olsa da. Neyse ki, tutkumuzu keşfetmek aslında çok kolay. Sadece, özgür olduğumuz, hayaller kurduğumuz ve oyunların tadına vardığımız zamanlara yani çocukluğumuza doğru bir geziye çıkmamız gerekiyor.

1. Küçük bir çocuk olduğunuz zamanları düşünün. Ne yapmayı severdiniz?

Şarkı söylemek mi? Dünyanın nasıl işlediğini öğrenmeye çalışmak mı? Resim yapmak veya el becerisi isteyen şeyler yapmak mı? Oyuncaklarınızla bir şeyler kurmaya çalışmak mı? Doktorculuk oynamak mı? Ya da çok farklı bir şey belki… O her neyse, bence bir anlamı var.

Bana göre çocukluk tutkularımız onlara verdiğimiz değerden çok daha fazla şey ifade ediyorlar. En ham halleriyle bizim doğuştan gelen arzularımızı gösteriyorlar.

2. Arkadaşlarımızın, ailemizin ve toplumun beklentilerinden etkilenmeden önce, en doğru tutkularımızın çekimini hissediyorduk.

Ama yaşımız ilerledikçe, bu saf tutkularımızı bir kenara bıraktık. Onları fantastik çocukluk hayalleri diye etiketledik. “Ben kim ressam olmak, doktor olmak astronot olmak kim?” diye sorduk kendimize.

Başka insanların görüşleri ve beklentileri üzerinden kendimizi tanımladık. Sonra da gerçekten kim olduğumuza dair fikirlerimizi tamamen kaybettik.

Eğer gri renkte boyanmış, sıkıcı bir ofisin içinde oturuyor ve “benim burada ne işim var”, diye düşünüyorsanız ya da hiç ilginizin olmadığı bir bölümde okuyor ve “benim istediğim kesinlikle bu değil” diyorsanız, işte o zaman geçmişle bağlantınızı kurma vakti gelmiştir. Ben birkaç yıl önce bunu yaptım.

Etrafımda müzik, sanat, akademik kariyer, seyahat gibi alanlarda tutkularını kovalayan insanlar görürdüm. Bu sırada monoton bir ofis ortamında her gün aynı şeyi yaparak çalışıyordum. Problem ise, o esnada tutkularımın ne olduğu konusunda emin değildim.

Her zaman yaratıcı bir insan oldum. Bir çocukken resim ve el becerileri kadar sevdiğim bir şey yoktu. Kendim için bir şeyler dikmeyi çok severdim. Büyüdükçe, nasıl olduysa yaratıcılığımın tükendiğini hissetmeye başladım.

Benin tutkularıma doğru yolculuğum beş haftalık bir dikiş kursuna gitmemle başladı. Hala var olan tutkum bir moda tasarımcısı ve blogger’ı olmak yaratıcılık isteyen her şeydi.

Tutkularıma yeniden bağlanmak için bütün yaptığım, eskiye dönüp bir çocuk olarak ne yapmaktan hoşlandığımı bulmak ve yapmak istediğim şeyler için bir kıvılcım yakmak oldu. Yaptığım zaman da, ise hissettiğim katıksız bir sevinç ve güçlü bir arzuydu ve şunu merak ettim: onca zaman boyunca ben ne yapıyormuşum?.

Eğer içinizde hiçbir tutkunun olmadığını düşünüyorsanız, çocukluğunuza dönün.

Çocukken ilgi duyduklarınız özgür, çekingen olmayan ve sınırsız bir hayal gücünün yansımasıdır. Onlar gerçektir ve kısıtlayıcı inançlardan etkilenmemişlerdir. Onlar sizi hayatınızın monotonluğundan çekip çıkarma gücüne sahiplerdir.

Tamamen tutkusuz olduğunuzu düşünürken tutkularınızı keşfetmeye çalışmak zorlu ve yıldırıcı görünebilir, ama emin olun tutkular geçmişinizde zaten kurtarılmayı bekliyorlar. Oradalar…

Gerçek tutkularınız sizin içinizde, sadece üstündeki perdeyi aralamanızı bekliyorlar. Bir kere onları bulduğunuzda sizi götürecekleri yerin sınırı yok.

Yorumlar

  1. semsettin ozkan der ki

    İhtiras, iptila ve düşkünlük gibi anlamlara gelen tutku senin kontrolünde olduğu sürece sorun yaşamazsın. Ancak tutkuların seni esir almaya başladı mı üstüne üstlük bir de saplantı haline gelirse vay halimize, vay halimize!.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir